Best FM pop
 Slow Türk slow
 Kral FM arabesk
 Power Türk pop
 Joy Türk slow
 Efkar arabesk
 Number One Türk pop
 Slow Time slow
 Baba Radyo arabesk
 Süper FM pop
 Metro FM yabancı
 Aşk FM arabesk
 Show Radyo pop
 Number one FM yab.
 Damar FM arabesk
 Radyo Müzik pop
 Radyo Mydonose yb.
 Ravza FM dini
 Pal FM pop
 Joy FM yabancı
 Semerkand Radyo din
 Radyo Müzik pop
 Virgin Radio yabancı
 Bayram FM dini
 Alem FM pop
 Radyo Voyage yab.
 Akra FM dini
 Radyo D pop
 Radyo 7 Türkü türkü
 Lalegül FM dini
 Radyo Viva pop
 Radyo 7 Sanat sanat
 Lig Radyo spor
 Radyo Banko oyun ha.
 Ostim Radyo türkü
 Radyo Spor spor
 Can Radyo oyun havası
 Radyo Alaturka sanat
 Ntv Spor spor
 Radyo Seymen oyun
 Radyo Ekin türkü
 İmbat FM arabesk

Bu Blogda Ara

Cemre FM Mardin

Cemre FM Mardin canlı dinle, Mardin'in en çok dinlenen kaliteli radyo istasyonu buradan canlı sizinle. Bu şekilde Matyora'nun ruhu ortaya çıkarılmaya başlandı. Eğer biz mistik bir dil kullansaydık Matyora'nın ruhu, anlaşılamazdı. Nasıl ne şekilde zarar gördüğü ortaya çıkamazdı. Sonra bizden çok büyük yeri doldurulamaz bir kurban alırdı. Mitya, her şey yolunda mı? Mitya. Mitya! "Kanatlar" savaşta mahvolmuş insanlar hakkında bir film. Asla iyileşemeyecek türden hafıza yaraları üstüne. Kanatsız varoluşun dayanılmazlığı üzerine. Sevginin tarifini yapmak istiyorum. Sevgi asla ölmeyecek olan tek şey. Orada ölüm yoktur. Belki de ömrümde ilk defa anladım ki eğer bir kişi yetenekliyse, o kişi ölümsüzdür. Ömrümün sonuna geldiğimde, Larisa Shepitko'nun filmlerinde oynamış olduğum gerçeği beni gururlandıracak. "Büyük Vals" nasıldı, hatırlasana? Söz veriyorum ki, hiçbir zaman, filmlerimin tek bir karesinde bile bir tane bile, bir kadın olarak benden böyle bir şey görmeyeceksiniz. Hiçbir zaman taklitle işim olmadı. Hiçbir zaman erkekleri taklit etmedim. Çünkü çok iyi biliyorum ki kız arkadaşlarımın bütün yaptıkları, benden küçüklerin de büyüklerin de hepsi erkeklerin sinemasını taklit ediyorlar. Yaptıkları saçmalıktan ibaret, çünkü hepsi ikincil oluyor. Ama ben bir ayrım yapıyorum bayanlar ve erkeklerin sinemasında. Erkek ve kadın sineması diye bir şey yoktur. Bayanlar vardır. Sinema ve erkeklerin sineması vardır. Erkekler gayet iyi ortaya koyuyorlar, bayanların hassas işlemelerini. Ama bir kadın, insanoğlunun kökeninin yarısını oluşturuyor. Dünyaları anlatabilir, dünyaları ortaya çıkarabilir. Bazı büyüleyici şeyleri hiçbir erkek bu denli sezgisel bir şekilde insan doğasındaki bazı olayları kavrayamaz bir kadın kadar. Larisa, "Kanatlar" filminden sonra... Gennady Shpalikov'un senaryosunu yazdığı "Sen ve Ben"i çekti. Katya. Larisa bu filmle yaptığı işlerin merkez temasına yakınlaşmış oldu. Acımasız şekilde kendini eleştirme teması. Her birimizin yaşamımız boyunca yaptığımız her şey için büyük bir sorumluluk duymamızla ilgili. Aile danışmanı tuttuğumuzda on altı yaşındaydım. Okulu bitirmek üzereydim. Larisa'nın yazma becerisi olduğu, şiirde çizimde ve şarkı söylemede yeteneği olduğu ortaya çıkmıştı. Her şeyden biraz yapabiliyordu. Bu yeteneklerden hiçbiri daha baskın olmayınca sanat fakültesi ya da edebiyat fakültesine başvurmak gerektiği kestirilemiyordu. Bir arkadaşımız bize bir meslek önerdi bütün o küçük becerilerin işe yarayabileceği. Neydi bu meslek? Film yönetmenliği. Tipik bir embriyoydum. Ustamız Dovzhenko benim tarafımdan insanlığın evrimini izlemeye karar vermişti. Ne yazık ki onun rehberliğindeki üniversite deneyimim kısa sürdü. On sekiz ay sonra öldü. Onun kişiliğinde büyük bir hümanist yatıyordu. Sanırım böyle insanlar Rönesans'ta yaşamıştı. Ama en önemlisi de kesinlikle uzlaşmaz bir kişiydi. Biliyorsunuz, yaşadığı altmış yıl boyunca vicdanına uygun olarak hiçbir şeyden vazgeçmedi. Ahlâki önermeleri birine karşı gelmek için değil, her zaman insanlara yalın gerçeği anlatmak içindi. Son derece zordu. Herhangi bir sahtelik, para hırsı ya da gündelik iş için yeri ya da zamanı yoktu. Şimdi gözlerine nasıl bakarım hiç bilmiyorum. Bağımsız bir sanatçı olduğumda söylediklerinin izinden gitmenin ne denli zor olduğunu anladım. Onları ortaya çıkarmak bir şeydir. Fakat nasıl her gün onlarla yaşayabilir insan? Her gün, her saniye bize daha sonra telafi etmek için uzlaşmanın, manevra yapmanın, kimi zaman sessiz kalmanın, ayrıcalık tanımanın gerekli olduğunu hatırlatıyor. Hayatın nasıl esnek olabildiğini gösteriyor. Talep ediyor, bizi zorluyor. Aslında bunu yapan yalnızca biz değiliz. Ama düşündüğümüzde bu duruma geliyor. Beş saniyeliğine uyanık olabiliriz ama sonra bunu düzeltebiliriz. Sanatta bu cezalandırılır. Oldukça acımasız ve kesin bir ceza. Günümüzde yalnızca para için film yapamazsınız. Diyelim ki, ben rastgele bir film yapacağım. Burayı vereceğim, orada ne istiyorlarsa söyleyeceğim. Burada onları memnun edeceğim ve orada söylemekten sakınacağım. Burada yarı gerçeği söyleyeceğim, orada tümüyle örtbas edeceğim. Ama bir sonraki filmimde bunu telafi edeceğim. İstediğim her şeyi anlatacağım. Tamı tamına, yaratıcı bir kişinin olması gerektiği gibi, bir sanatçı, bir yurttaş olarak, hepsini anlatacağım. Bu bir yalan. Bu imkansız. Bu yanılsamayla kendinizi aldatmak bir işe yaramaz. Bir kez tökezlerseniz, doğru yola asla çıkamazsınız. Yolu orada unutur gidersiniz. Bir derede iki kez yıkanamazsınız. Larisa savaştan hemen önce doğdu. Ailesiyle bilikte o zamanın zor hayat koşullarıyla karşılaştılar. Hava saldırıları, açlık çocuklar için elverişsiz çalışma ortamları. Bu deneyimler asla unutulamaz, içinizde alevlenir.. ...ve sonsuza kadar sizinle kalır. İşte o görünmez tomurcuğun o zamanlar filizlendiğini düşünüyorum. O tomurcuk yıllar sonra gerçekleştirdiği filminde ortaya çıkıyor. Yönetmen Larisa Shepitko'nun nihai başarısının bir göstergesi olarak Tırmanış filminde. Eğer yaşamınız başka biri için değer kazansaydı o zaman varoluşunuzu kanıtlamış olurdunuz. Bu kişinin manevi hayatının kanıtıdır. Başkalarının hayatıyla yaşamak durumundaysanız, bu değerler size şahsen değil, halka aittir. Hepimiz için kutsal olan şeyler vardır. Orada iyi ve kötü kavramları ahlaki olarak gayet iyi tanımlanmıştır.